Antrenörlüğe yönelmemin en önemli nedeni, kariyerim boyunca yaşadığım sakatlıklardı. Bu sakatlıklar oyuncu olarak gelişimimi yavaşlattı ve ben de futbol antrenörlüğü okumak için üniversiteye gitmeye karar verdim. Her sakatlık beni gelişimimde geriye attı. Erkek futbolunda rekabet çok büyük. Artık üst düzey futbol oynayamayacağımı fark ettiğimde, futbolda farklı bir yoldan devam etmeye karar verdim.
En büyük farkı Macaristan ve Yunanistan’da hissettim. Farklı bir insan zihniyeti, farklı bir düşünce biçimi, farklı bir çalışma disiplini vardı. Bir antrenör olarak, bulunduğum ülkeye ve kültüre uyum sağlamam gerekiyordu. Kendi ülkemde veya Çekya’da uyguladığım ve işe yarayan bazı şeyleri değiştirmem gerekti. Benim için en önemli şey; kulüpteki insanları ve sahadaki oyuncuları, takip etmek istediğimiz yol ve felsefeye ikna etmekti. Bu en zor kısımdı; çünkü her ülkede farklı bir ortama karşılık vermem ve onunla çalışmam gerekiyordu.
Modern futbolun tanımı benim için mi? Ben “total futbol”u seviyorum, oyunun yüksek temposunu seviyorum. Takımın topu kontrol altında tutmasını ama aynı zamanda rakibin baskısı altında da oynamayı bilmesini seviyorum. Rakibin ne yapacağını beklemeyiz. Oyuna hakim olmak, oyunun temposunu belirlemek isteriz. Yüksek topa sahip olma oranı ve top üzerindeki hakimiyet bizim için çok önemli. Rakibi topsuz koşmaya zorlamak, sahada her bölgede pres yapmak ve topu kaybettiğimiz anda hızlı bir şekilde hücumdan savunmaya geçmek istiyoruz. Topsuz oyunumuzun amacı topu mümkün olduğunca hızlı bir şekilde geri kazanmaktır. Elbette oyuncular sahada kendi kararlarını vermelidir, ancak bu kararlar antrenmanlarda çalıştığımız oyun prensiplerinden ve maçın taktik planından beslenmelidir.
Daha önce hiç erkek futbolunda antrenörlük yapmadım. 14 yıldır kadın futbolu üzerine uzmanlaşıyorum. Bu süreç bana iletişimin, güven inşa etmenin, saygı ve dürüstlüğün; oyuncularımla aramda sağlıklı bir ortam kurmanın temel taşları olduğunu öğretti. Böyle bir ortamda herkes takımı desteklemek, fedakârlık yapmak ve takım başarısı için mücadele etmek ister.
Çok büyük bir etkisi oldu. Her yönden. En üst seviyede çalışan insanları görme ve onlarla konuşma fırsatım oldu. Farklı futbol stillerini, antrenman süreçlerinin yönetim tarzlarını gördüm. Benim için önemli olan, bu gözlemlerden edindiğim bilgileri kendi kadın futbolu anlayışıma uyarlayarak kendi felsefemi geliştirmekti.
Her oyuncu benzersiz bir kişiliktir. Ama hepimiz, biri bizimle ilgilendiğinde, bizi dinlediğinde, bize yardım eli uzattığında ve zor zamanda kapıyı yüzümüze kapatmadığında bunu severiz. Bunun arkasında büyük bir bilim yok; tamamen ilgi göstermek, insanlara değer vermek ve onları dinlemekle ilgilidir.
Benim için özgürlük, oyuncularımın sahadaki durumu nasıl algıladıklarını ve buna nasıl tepki verdiklerini anlamakla ilgilidir. Bizim sürecimizde, topa sahipken ve topsuzken oyun prensiplerimize odaklanırız. Bunlar bizim için otomatik hale gelmeli ama aynı zamanda yaratıcılıkla desteklenmelidir. Oyuncular bu prensipleri içselleştirirse, sahada kendilerini özgür hissederler; çünkü topa sahipken ve değilken ne yapacaklarını zaten bilirler.
Buna “başarısızlık” demek istemem ama hâlâ Sparta Prag’daki dönemimin nasıl sona erdiğine üzülürüm. Özellikle oradaki kızlar ve birlikte yarattığımız ortam nedeniyle. Bu dönem muhtemelen beni en çok şekillendiren dönemdi. Her gün önümde bir engelle karşılaşıyordum. Bugün, yaşadığım her zor an için minnettarım; çünkü bu zorlukların beni hem bir antrenör hem de bir insan olarak geliştirdiğini biliyorum. Bir maçtaki yenilginin beni çok değiştirdiğini düşünmüyorum. Daha çok o dönemlerde tanıştığım insanlar ve yaşadığım deneyimler beni değiştirdi.
Benim için liderliğin gücü; dinlemek, empati kurmak, potansiyeli keşfetmek, alçakgönüllülükle yardım etmek, insanları güçlendirmek ve dürüstlükle ilham vermektir. Bir lider olarak her gün birinin hayatını değiştirme fırsatına sahipsiniz. Liderlik insanları aşağı çekmekle değil, onların en iyi versiyonuna ulaşmalarına yardımcı olmakla ilgilidir. Bir antrenör olarak, her gün oyuncularımın gelişimine katkıda bulunma fırsatım var. Eğer onlara saygı gösterir ve onlara çizdiğiniz yola inandırırsanız, doğal olarak sizi takip ederler.
Spor yapmayı, bisiklete binmeyi, koşmayı ve doğada, dağlarda vakit geçirmeyi çok seviyorum. Bu aktiviteler bana zihinsel olarak sıfırlanma ve rahatlama imkânı veriyor. Kendime zaman ayırmaya çalışırım ki zihnim açık kalsın, hem kendimi hem çevremdekileri hem de en önemlisi oyuncularımı geliştirebileyim. Saha dışında Martin Masaryk, aile değerlerine sahip sıradan bir adamdır. Bende özel bir şey aramayın.